Sıcak Sıcak,  Söyleşiler

MAVİSEL YENER RÖPORTAJI / NESLİHAN PERŞEMBE / 9 EYLÜL GAZETESİ (13 NİSAN 2014)

İzmir’in yetiştirdiği, İzmir’de yaşamını sürdüren yazar Mavisel Yener 1984’te Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldu. Şiir, öykü, masal, roman türlerinde yayımlanmış 87 yapıtı var. Tiyatro oyunları devlet tiyatrosu tarafından sahnelendi. Çocuk yazını alanında gerçekleşen yurtiçi/yurtdışı sempozyumlarda bildiriler sundu; üniversitelerde konferanslar verdi. Öykü, masal ve şiirleri ilkokul ders kitaplarında yer alıyor. Çocuk edebiyatı atölyeleri gerçekleştiriyor. Mavisel Yener’in edebiyat dalında aldığı 16 ödülü var. Yapıtları başka dillere çevrilerek dünya çocuklarıyla da buluştu. (Ayrıntılı bilgi için bkz: www.maviselyener.com)

1-) Yazma tutkusu ilk ne zaman başladı? Seni çocuk ve gençlere yazdıklarınla tanıyoruz ama yetişkinler için de kitapların var değil mi?

Yazma tutkum ilkokul çağlarımda, öğretmenlerimin ve ailemin desteği ile başladı. Şanslı bir çocuktum, evimizin devasa bir kitaplığı vardı… Okudukça yazma sevincim de çoğaldı. Yetişkinler için yazdığım, ödül de almış olan, iki öykü kitabım var: Gitme Dönmezsin (Bilgi Yayınları), Gölgeler Islanmaz (Bilgi Yayınları). Seksen yedi kitabın yalnızca ikisi yetişkinler için olunca “çocuk ve gençlik” yazarı olarak biliniyorum, tespitin doğru!

2-)  Çocuk yazını çok önemli. Ve sen yıllardır yazmanın yanı sıra Cumhuriyet Kitap’ta çocuk kitaplarının tanıtıyorsun. Öncesinde başka gazetelerde de bu anlamda yer aldın. Ben de yeğenlerime senin yazıların doğrultusunda kitaplar almışımdır. Ve aldıklarımı hep beğenmişlerdir. Çocuk ve edebiyat ilişkisi üzerine düşüncelerin… Bu ilişki nasıl olmalı ki, çocukta kitap sevgisi oluşsun?

 Kitap sevgisinin oluşması için çok önemli bir özellikten söz edeyim: Metindeki yaklaşımların dayatmacı olmaması! Aslında yaşamda da öyle değil mi? Bize dayatma yapan birinin yanında olmaktan hoşlanır mıyız? Çocuklar kendilerine dayatma yapan hiç kimseyi, hiç bir şeyi yüreklerine almazlar. Çocuk okurlar onların “yerine” düşünen kitapları sevmezler. Soru sorduran, düşünsel özgürlüklerini hissettiren kitaplardan hoşlanırlar. Kitabın kahramanları ile özdeşim kurabilmeleri için, dayatmacı olmayan bu yaklaşım çok önemlidir. O zaman, eğlenir, maceralar yaşar, sorular sorar, merak ederler; böylece, o sevgi bağı kendiliğinden oluşur. Eğer bir yazar, onları eğlendireceğim ya da meraklandıracağım diye saçmalarsa, çocuklar bunu da ayrımsarlar, çünkü onlar neyin içtenlikle yapılıp neyin zorlamaca olduğunu iyi biliyorlar!

3-) Çocukların dünyası hayal gücüne ve yaratıcılığa daha elverişli. Bu anlamda çocuk ve genç, yetişkin edebiyatı arasındaki farklılıklar ve buluştuğu noktalar nedir?

Çocuklara yazmak farklı bir birikim gerektirir. Yetişkinler için kitap yazan birinin oluşturacağı hikâye çocukların hoşuna gitmeyebilir. Çocukluktan anlamak farklı bir yetenek ve bakış gerektirir. Çocuk ve edebiyatını anıyorsak, çocuğu edebiyatın sonsuz rengine, anlamına taşıyabilecek ürünlerden söz etmek zorundayız! Çocuk ve edebiyatı her türlü politik görüşün üstünde yer alır/ almalıdır. Böyle bir değerlendirmede siyasal değil, sanatsal ölçütler ağır basmalıdır. Dini siyasete araç yapanlar, dini çocuk kitaplarına da araç yapmaya çalışmaktalar. Bu tür yayınların çocuk edebiyatı yapıtı olarak okurlara önerilmesi çocuk istismarıyla eş anlamlıdır. Çocuklara yazarken onların hayal gücünü ve yaratıcılığını yakalayabilmenin yanısıra her yaş grubunun dil özelliklerini, fiziksel özelliklerini, ilgi alanlarını, çocukluk felsefesini iyi bilmek zorundasınız. Aynı zamanda onları edebiyatın sonsuz okyanusuna da davet etmek zorundasınız. Bazen bir pedagog gibi düşünebilmelisiniz. Yetişkinlere yazarken yalnızca edebi kaygılarınızla başbaşasınız.

4-) Çocuk okurlardan nasıl tepki aldığını bir de 9 Eylül okurları ile paylaşır mısın? 19. İzmir Kitap Fuarı’na az bir zaman kaldı. İzmir dışında başka kitap fuarlarına da katılıyorsun… Seni en çok mutlu eden süreçler olduğunu düşünüyorum kitap fuarlarının. İzmir Kitap Fuarı hakkındaki düşüncelerin… Diğer kitap fuarlarını da içine alırsak, okurlarından, özellikle çocuk okurlarından aldığı tepkiler ve oluşan arkadaşlıklar nasıl?

Sanal yazışma ortamları yokken çocuklardan dosyalar dolusu mektuplar alır, hepsini tek tek yanıtlardım. Şimdi daha çok e-posta gönderiyorlar, yine hepsini mutlaka, bıkmadan, sevinçle yanıtlıyorum. Çocuk okurlar öylesine içtenlikli tepkiler veriyorlar ki… “Kitaplarınızı severek okuyorum, şimdi ne yazacaksınız?” sorusu var hep. Bir yazar olarak bunun beni ne denli motive ettiğini tahmin edersin. Okurla gözgöze gelme olanağı yakaladığım fuar buluşmaları elbette çok mutlu ediyor beni. Fuarlarda, çocuk ya da genç okurlarla, onların anne babaları ve öğretmenleriyle karşılıklı bire bir konuşabiliyor, kitaplarımla ilgili düşüncelerini ve beklentilerini öğrenebiliyorum. Tüyap’ın düzenlediği Kitap Fuarı İzmir’in kültürel yaşamında bir klasik oldu artık. Kitap fuarının Kültür Park içinde olması İzmir için büyük kazanç, dilerim kitap fuarı yeni fuar alanına taşınmaz. Okurlarımız da biz yazarlar da dört gözle bekliyoruz fuarı.

5-) 26 Nisan’da Budapeşte Kitap Fuarı‘na Kültür Bakanlığı tarafından davet edildin. Ama biliyorum ki, bu senin yurtdışında davet edildiğin ilk kitap fuarı değil. Budapeşte Kitap Fuarı’na katılacak olmanın heyecanı nasıl? Türkiye’deki kitap fuarları arasındaki bir fark var mı okur ve yayıncılık sektörü açısından?

26 Nisan’da Budapeşte’de Türk çocuk edebiyatını temsilen bir konuşma yapacak, Macarcaya çevrilen kitaplarımla ilgili paylaşımlarda bulunacağım. Bir sanatçı olarak,  kitaplarım yurt dışında da okunuyorsa bu beni elbette mutlu eder. Yurt dışındaki fuarlarda ya da fuar dışındaki okur buluşmalarında edebiyatımıza gösterilen ilgi sevindirici.  Çocuk ve gençlik edebiyatının bugünü, yarını adına dünyada neler olup bittiğini anlamak, yurt dışındaki yayınevleri ile iletişimi sağlamak açısından da önemli buluyorum bu katılımları. Yurt dışında daha çok dünya yayıncılarını buluşturma amacıyla düzenleniyor fuarlar ama okurları da unutmuyorlar tabii. Ülkemizde daha çok okur odaklı düşünülüyor fuarlar.

6-) Yazarken yaşadığın zaman dilimi yaşamla karşılaştırdığında farklı mı? Farklıysa bunun yaşamına kattıkları…

Yapıtlarımla, yaşamımla kendimi çocuk edebiyatına adamış biri olarak yazmanın bana kattıklarını yadsımam mümkün değil. Çocuk okurlarımdan biri bana “kendi kitaplarınızdan ne öğrendiniz?” diye sormuştu. Evet, kitaplarımdan çok şey öğrendiğim doğru.  En çok da şunu öğrendim: Her çocuk bir manifesto, her çocuk bir devrimdir. Yazarken ister istemez kurgusal, düşsel paralel bir evrene geçme durumu söz konusu oluyor. Oranın gerçekliği ile sürdürdüğüm yaşamın gerçekliği birbirini bütünlüyor, çoğaltıyor.

7-) Mavisel Yener, bir yapıta başlarken ve bitirirken nasıl duygular içinde oluyor?

Özellikle romanlara başlarken her defasında “daha önce hiç böyle olmadı, ilk kez…” falan gibi tuhaf heyecanlara kapılıyorum. Ormanda kaybolmaktan korkan bir çocuk gibi oluyorum. İçime dönerek yeni maceraya kendimi hazırlıyorum.  Genellikle bir dolunay gecesi simya gerçekleşmeye başlıyor. “Bitti” dediğimde sanki bir mucize gerçekleşmiş gibi seviniyor ve şaşırıyorum. Her defasında bu şaşkınlığı yaşamam komik değil mi?

😎 Bunca yoğunluğun arasında sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalıştığını biliyorum. Gazetemiz aracılığı ile bu konuda bir mesaj vermek ister misin?

İzmir’de benden destek isteyen derneklere elimden geldiğince katkı yapmaya çalışıyorum. “Aydınım” diyen herkesin bunu yapması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin, Mutlu Olalım Derneği’nin projelerine katkılar veriyorum, hastanelerdeki çocuklarla kitap çalışmaları yapıyoruz. Merkezi İzmir’de olan Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı’nın gönüllüsü olarak çalışmalarına destek veriyorum. Kimi kitaplarımın telif gelirlerini bağışladığım dernekler de var.  Gönüllü çalışmalar, topluma olan borcumuzu ödemenin en iyi yolu. Bütün bunları tantana yapmadan, sessizce yürütmek de önemli bence. İzmir’in güzel yürekli okurlarıyla buluşmama olanak sağladınız, 9 Eylül Ailesi’ne ve sana teşekkür ederim sevgili Neslihan.

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.