Sıcak Sıcak,  Söyleşiler

TOPLUMSAL ALZHEİMER HALİNİN BİR YANSIMASI / AKŞAM KİTAP EKİ (ARALIK 2015)

PASAKLILAR SERİSİNİN İLK KİTABI “TEHLİKELİ MAYMUN” TOPLUMSAL ALZHEİMER HALİNİN BİR YANSIMASI

Kimi yazarlar vardır. Yazmak için yaşarlar sanki. Kimisi de yaşatmak için. Yaşanmış veya yaşanmaya dair ne varsa hepsini. İnsanı. Onun karanlık, aydınlık, loş odalarını. Mavisel Yener. İşte o yazarlardan. Herhangi bir kitap fuarında kucağında bir çocukla, herhangi bir okulda etrafında bir çocuk ordusuyla görebilirsiniz onu. Ömrünü verdiği çocuklara yazıyor yıllardır. Çocuk edebiyatımızın bir edebiyat olarak kabulü ve yaygınlaşmasında büyük emeği geçenlerden biri o. Mavisel Yener’le çocuk edebiyatımızı ve kitaplarını konuştuk.

Doksanı aşkın eseriniz, onlarca ödülünüz var. Çocuk edebiyatımızın öncü isimlerinden biri olarak bu alanda günümüz edebiyat ortamını nasıl buluyorsunuz?

İlhamını ve heyecanını yitirmemiş biri olarak, umut dolu bakıyorum ülkemizdeki çocuk edebiyatına. Bütüncül bakışta olumlu gelişmelerden söz edebilirim. Nitelikli, uluslararası düzeyde yapıtlar üretiliyor. Yazarlarımızın hayal gücü ve edebiyata/ dile gösterdikleri özen alkışlanacak düzeyde. Resimleme ve tasarım açısından da dev adımlarla ilerleniyor. Fakat bunun yanı sıra alandaki kirlenmeye de dikkat çekmek isterim. Cicili bicili görünen her çocuk kitabı iyi değildir, dil, anlatım ve ileti açısından mutlaka irdelenerek öğrencilerle buluşturulması gerekir.

Bu buluşmalar için yeterli gayret gösteriliyor mu sizce?

Çocuk okurları iyi edebiyat ile buluşturmak için çok önemli projeler de geliştirilip uygulanıyor. Bunların başında İstanbul’da Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız öncülüğünde uygulanan “Yazarlar Okullarda” projesi geliyor. Bilinçli öğretmenlerin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, kütüphanecilerin, bilinçli ebeveynin çocuk edebiyatımızı desteklemeleri, iyi edebiyatın yanında olması çok önemli. Dileğim, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Sayın Muammer Yıldız’ın uygulamaya koyduğu bu başarılı projenin diğer illerde de uygulanması.

Sürekli tartışılır; çocuk kitapları pedagogların da olurundan geçmeli midir? Diye. Kimi yazarlar bunun edebiyatın özgürlüğünü kısıtlayıcı bulurken kimileri bu fikri onaylıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Çocuklara yazmak özel bir birikim gerektirir. Çocukluktan anlamak farklı bir yetenek ve bakış gerektirir. Çocuklara yazarken onların hayal gücünü ve yaratıcılığını yakalayabilmenin yanı sıra her yaş grubunun dil özelliklerini, fiziksel özelliklerini, ilgi alanlarını, çocukluk felsefesini iyi bilmelisiniz. Aynı zamanda onları edebiyatın sonsuz okyanusuna da davet edebilmelisiniz. Çocuklara yazarken yüreğimin ve bilgilerimin olurunu alırım, çocukluk felsefesini gözden geçiririm, bir pedagog gibi de bakmak zorundayımdır. Ben aynı zamanda doktor olduğum, eğitimim sırasında çocuk psikolojisi de gördüğüm için bu konuda zorlanmıyorum doğrusu.

Kitaplarınızın en dikkat çeken özelliklerinden biri de çocuklara ve yetişkinlere eşit mesafede duruşunuz. Çocuklar için yazarken onlardan yana ol(a)mamak nasıl his?

Yetişkin ve çocuk kahramanlarıma eşit mesafede durmaya çalıştığım doğru. Ben çocuklara yazarken “insan” kimliklerine saygı duyarak, ne denli kıymetli olduklarını duyumsatarak, yetişkin egosundan sıyrılarak yazmaya çalışıyorum. Metindeki yaklaşımların dayatmacı olmamasını önemsiyorum. Çocuk okurlar onların “yerine” düşünen kitapları sevmezler. Soru sorduran, düşünsel özgürlüklerini hissettiren kitaplardan hoşlanırlar. Kitabın kahramanları ile özdeşim kurabilmeleri için, dayatmacı olmayan bu yaklaşım çok önemlidir. O zaman, eğlenir, maceralar yaşar, sorular sorar, merak ederler; böylece, o sevgi bağı kendiliğinden oluşur. Eğer bir yazar, onları eğlendireceğim ya da meraklandıracağım diye saçmalarsa, çocuklar bunu da ayrımsarlar, çünkü onlar neyin içtenlikle yapılıp neyin zorlamaca olduğunu iyi biliyorlar! İşte tam da bu nedenlerle, çocuklara ve yetişkinlere eşit mesafede durmak bana özgürlük ve sevinç veren bir his.

Mizahi ve büyülü, bir diliniz var. Kitaplarınızda konu ve kahramanlar değişse de dilinizdeki bu iki özellik hep varlığını koruyor. Bunu önemsiyorum çünkü mizah duygusu ve algısını da kazanıyor okurlarınız. Ne dersiniz?

 Çocuk ve mizah birbirine çok yakışan iki sözcük. Çocuğu mizahla beslemek demek “gülmeyi, hoş görmeyi, eleştirmeyi, düşünmeyi ” bilen bir toplum yetiştirmek demektir. Hoş görmeyi öğrenmemiş bir toplum problemlerini aşacak gücü kendinde bulamaz. Bu nedenle mizahı önemsiyorum, çocukların gülümseyerek okumalarını istiyorum

Bir diğer dikkat çeken konu da eserlerinizdeki mekan izleği. Mimariye olan ilginizi biliyoruz ama sadece bu ilginin bir sonucu olmasa gerek mekânsal göndermeleriniz ve hassasiyetiniz?

Önemli bir saptama yapmışsınız, teşekkür ederim. Hemen hemen bütün romanlarımda kahramanları farklı kentlere götürerek, arka plana mekânı/kenti koyuyorum. Çünkü insanoğlunun hikâyelerini mekânların da belirlediğini düşünüyorum. Okurun gözünde canlanabilmesi, onun imgesinde mekânın oluşabilmesi açısından tasvirler elbette çok önemli. Ayrıca, edebiyat geleceğe bıraktığımız bir mektuptur. Kentler değişirken onları betimlemek gelecekteki okura da ipuçları bırakacaktır.

Pasaklılar serisinin ilki Tehlikeli Maymun Bilgi Yayınları’ndan çıktı, çok derinlikli bir kitap. Akıl tutulmasıyla geçmişle olan bağını koparanların şimdi’deki şaşkınlığı ve geleceğe dair kaygısı(zlığı) anlatılıyor. Bir nevi toplumsal alzheimer halinin insanları nerelere sürükleyebileceğinin bir vesikası gibi. Ne dersiniz?

Saptamanız için çok teşekkür ederim.  Tam da dikkat çekmek istediğim nokta buydu kurguda. Pasaklılar serisini yazarken hem çocuklara eğlenceli bir okuma serüveni sunmayı hem de onları düşündürmeyi diledim. Pasaklılıkları yüzünden bütün bilgi ve belgelerini kaybetmiş bir Pasaklılar Ülkesi yaratarak “Pasaklılar Ülkesi senin yaşadığın yere çok uzak da olabilir, pek yakın da…” sözleriyle buyur ediyorum kitaba. Geçmişini unutan toplumlar geleceği yaratmakta zorlanırlar, hatalar yaparlar. Pasaklılar romanı seri boyunca çocukları heyecanlandıracak ve düşündürecek diye umuyorum.

YUSUF ÇOPUR, AKŞAM KİTAP EKİ (ARALIK 2015)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.