Basından,  Sıcak Sıcak

SONSUZLUK KÜTÜPHANESİ’NİN BİLGELİĞİ / HASAN ERKEK / KİTAP EKİ DERGİSİ (OCAK 2021)

Son zamanlarda, metinlerarası ilişkilere, yetişkin edebiyatında çokça başvurulduğunu gözlemlemekle birlikte, çocuk ve gençlik edebiyatında aynı yoğunlukta yer verilmediğini görüyoruz. Bunun nedeni de, çocuklara ve gençlere olan geleneksel bakışımız olsa gerek. Yeterince tanımadığımız bu özel okur kitlesini “küçük” ve “yetersiz” görmenin belirleyici olduğunu sanıyorum. Onların, böylesine geniş caplı metinlerarası ilişkileri kuramayacağı, işin içinden çıkamayacağı yanılgısı bu tür üretimleri sınırlıyor olmalı. Bu “hedefkitle”ye yazılmış ve sıkça karşılaşıp yakındığımız, sığ, yavan, yüzeysel metinler de bunun kanıtı değil midir?..

Öte yandan geleneksel masalları günümüz çocuklarıyla, oldukları gibi, buluşturmanın sakıncalarını birçok kez dile getirdik. Peri masallarının da, bazı bakımlardan, benzer sakıncalar taşıdığını söyleyebiliriz. Bu kısa yazıda, yinelemeye yerimiz elvermeyecek. Meraklıları başka kaynaklarımızdan okuyabilir. Bununla birlikte, her iki tip masalın büyük değer taşıdığı da göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Bu durumda iş usta yazarlara düşüyor. Onların söz konusu masalları ele alıp günümüz çocukları vegençleri için yeniden “değerlendirme”leri büyük önem taşıyor. Metinlerarası ilişkiler kurararak yeni metinler yazmak da bu yollardan biridir.

Yazar, şair Mavisel Yener, Sonsuzluk Kütüphanesi adlı yeni yapıtında, Alice’in harikalar diyarına dalıp yeni keşifler yapması gibi, masal dünyasana dalarak, oradan bazı masal kahramanları ve onların yaratıcılarını seçip alarak, yani metinlerarası ilişikilerden hareketle, yepyeni bir masal-roman oluşturmuş. Bildiğimiz edebiyat kişilerini bilmediklerimizle bir araya getirmiş. Ezop’tan, Beydeba ‘ya, Jules Verne’den Carla Collodi’ye, Dede Korkut’tan Oscar Wilde’a, Lewis Caroll’dan Astrid Lindgren’e birçok yaratıcıvar. Yener, onları”hayal gücü yöneticisi” olarak nitelendiriyor. Tandığımız edebiyat kişileri arasında da, Pinokyo’yu, Alice’i, Pippi Uzunçorap’ı, Don Kişot’un atı Rosinante’yi, Kanatlı Maymun’u sayabiliriz. Bunlar genellikle klasik edebiyattan seçilmiş olumlu kahramanlar. Onlara Profesör Şapka, Başkan Derdiçok gibi yeni kahramanlar eklemiş. Bizi tanıdıklarımızın kılavuzluğunda, tanımadıklanmızla karşılaştırarak, masalsı bir yolculuğa çıkarıyor.

Bu masalın uzamı da, Maskanunka adında düşsel bir ada. Oz Ülkesi’ne yakın olmakla birlikte ona benzemeyen bu ada Thomas More’un anlattığı ütopik adaya da benzemiyor. Distopik bir ada demek daha doğru olur. Küçük Prens’in gezegeni gibi, küçük ölçekli haritalarda yer almayan, kayıt altına alınamayacak kadar küçük bir ada-ülke. Bize hayli tanıdık gelen bu minik ülkenin insanları hayal kurmaktan korkuyor. Hayal kurmayı bir çeşit “sendrom” olarak niteleyen, kitap okumaktan ödleri kopan, zora gelince kitaplan yakmayı, yok etmeyi düşünen, kütüphanenin kapısına kilit vurmasalar da, içine kimse girmesin diye, önüne bekçi diken bir halk. Ama aynı zamanda, bir gün “ciddi bir sorun”la karşılaşınca kitaplara başvurmaktan başka çare bulamayanpragramatik bir topluluk.

Maskanunka adasının bir özelliği de, zamanın olmayışı. Öylesine ki, uzak geçmişle yakın geçmiş, bugünle gelecek bir arada. Bu buluş da, yazara, daha rahat bir “manevra alanı” sağlıyor. Böylece, farklı tarihlerde yaşamış “hayal gücü yöneticileri”yle onların ortaya koyduğu hayal ürünü kişiler, bir arada yaşayabiliyor, birbirleriyle iletişim kurabiliyor. Tıpkı bir kütüphanenin raflarında yan yana durmaları gibi… Bu gerçek, Yener’e esin kaynağı olmuş olsa gerek. Dünyanın karşılacağı bir felaket durumunda, insanlığın ortak belleğinin korunması, geçmişten geleceğe taşınması için, tufan sonrası Nuh’un gemisi gibi tasarlanmış, Sonsuzluk Kütüphanesi.

Çocuk ve genç okurlar için kaleme alınmış olan düşsel romanda, metinlerarası ilişkinin bu denli zengin ve işlevsel kullanımı Mavisel Yener’in en büyük başarısı. Klasiklerin (ağırlıklı olarak çocuk klasiklerinin) olumlu karakterleri, tipleri çarpıcı özelliklerini koruyarak, yeni bir uzam ve zamanda bir araya gelip, etkileşim içine giriyorlar. Buradan anlam da üreten mizahi durumlar ve olaylar üretiliyor. Yener, bunu yaparken, kuşkusuz yazar kimliğiyle hareket ediyor ama öte yandan çocuk ve genç okur yanını da yazar kimliğinin içinde saklı tutuyor. Böylelikle, güçlü bir kurmacayla karşımıza çıkıyor.

Bu roman yalnız düşsel bir yolculuktan ibaret değil. Aynı zamanda eleştirel ve sorgulayıcı serüvenler dizisi içeriyor. Yener, sözkonusu sorgulamaları, parmak sallamadan, didaktizme düşmeden, incelikle yapıyor. Yapıtın her aşamasında yeni bir gerçekliğe ulaşıyor, sonunda bilgece bir aydınlanmayla aydınlanıyoruz.

Yazar çocuklara ve gençlere saygıyla yaklaşıp onlar için düzeyli bir dil tutturuyor. Yakınageldiğimiz “çocuksu”, “çocukça” yaklaşımlardan hayli uzak. Bu dilde mizahi bir anlatım, ironik bir söylem var. Cümleler kısa, yalın, anlışılır ama bir o kadar da çarpıcı. Bununla birlikte basitliğe düşmüyor.

Merve Atılgan’ın resimleri kitaba başka bir boyut katmış. Çizimleriyle bir yandan Mavisel Yener ‘in kurmacasını somutlarken, öte yandan o kurmacayı katmanlardırmak için okurun düşgücünü harekete geçirebiliyor.

Geniş bir yelpazeye yayılan, birbirinden değerli kitaplar yayımlayan TUDEM’i de kitabın baskı kalitesinden dolayı kutlamak gerekir. Doğrusu çocuklar ve gençler bu kalitedeki kitapları hakediyorlar.

Romanın hangi yaş grubuna yönelik olduğu kitabın kapağında belirtilmemiş. Hiç değilse hangi yaş ve üzeri okurlar için olduğunun belirtilmesi, yapıtın okurunu bulmasına kılavuzluk edebilirdi. Böylelikle yapıtın hedef kitlesiyle daha verimli bir biçimde buluşmasına yardımcı olunabilirdi.

Çocuk gelişim uzmanlarının belirttiğine göre, çocuklar 11 yaşına kadar soyut olan’ı anlama ve değerlendime güçlüğü yaşamaktadır. Zamanın soyut kullanımları, dilde soyutlamalara gidilmiş olması, metaforlara, mecazlara, özdeyişlere, deyimlere sıkça yer verilmiş olması yapıtın soyut boyutunu oluşturuyor. ”Yerin kulağının olması”, “karnı zil çalmak”, “armut piş ağzıma düş”, “cadı kazanı”, “tası tarağı toplamak”, “iz sürmek” gibi deyimler, “kadim kütüphane” “evvel-ahir” gibi nitelemeler, “karşılaştığın her şey sonsuzluğa açılan bir penceredir” gibi mecazlar, “hayal gücü bizi bildiklerimizden daha bilge, hissettiğimizden daha iyi, olduğumuzdan daha soylu kılar; bize hayatı bir bütün olarak gösterir” (Oscar Wilde) gibi özdeyişler, yapıtın soyut boyutuna örnek olarak verilebilir. Kurgulaması ve dili göz önüne alındığında, Sonsuzluk Kütüphanesi’nin 11 yaş ve üzeri okurlara yönelik olduğu anlaşılıyor. Bu yaş ve üzeri çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin tat alarak okuyabileceği, paylaşabileceği bir yapıt.

Çocuklar ve gençler, kuşkusuz yaşları, algılama ve alımlama nitelikleri bakımından özel bir okur kitlesi. Ancak bu onların daha düşük düzeyli edebiyat yapıtlarına “müstahak” oldukları anlamı taşımamalı. Hele düşsel edebiyat göz önünde tutulacak olursa, onlara yönelik ürettiğimiz edebiyat ürünleri “tereciye tere satmak” düzeyine rahatlıkla düşebilir. Çocukların ve gençlerin özellikleri göz önüne alınarak kaleme alınacak yapıtlar sahici edebiyat yapıtları olmalıdır. Onları yetişkinler de tat alarak okuyabilir. Ama yetişkinlerin tat alarak okuduğu her yapıtın, çocukların ve gençlerin içinde yer aldığı her yaşı grubu için uygun olduğu anlamına gelmemelidir. Mavisel Yener’in, incelikle ve saygıyla yazdığı Sonsuzluk kitabevi, olumlu anlamda bir örnek oluşturuyor. Bu roman, sözünü ettiği Sonsuzluk Kitabevine girmeye ve Mavisel Yener de bir hayal yöneticisi olarak gelecekteki yerini almaya şimdiden aday. Okuru çok olsun…

 

Sonsuzluk Kütüphanesi

Yazar: Mavisel Yener, Resimleyen: Merve Atılgan,

Çocuk 9+ yaş, TUDEM Yayınları, 176 Sayfa, 2020

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.