
BALÇOVA’DA FİLİZLENEN KELİMELER: MAVİSEL YENER / BALOVA DERGİ #1 (ARALIK 2025)
İzmir’in doğayla iç içe, sakince akan yaşamıyla tanınan semti Balçova, yalnızca kaplıcalarıyla değil, aynı zamanda edebiyatın da sessiz tanığı olarak yazarların belleğinde özel bir yer edinmiştir. Mavisel Yener’in çocukluk hayallerinden yazarlığa uzanan yolculuğunda Balçova, hem bir yaşam alanı hem de üretkenliğin kaynağı olarak öne çıkıyor. Teleferik yolculuklarında zihnini yukarıdan görme imkanı bulduğunu söyleyen Yener için Balçova; doğanın ilham verdiği, kelimelerin kök saldığı, kitapların satırlara dönüştüğü eşsiz bir duraktır. Balçova’nın dinginliği, onun satırlarında çocuklara ulaşan bir fısıltı gibi yankılanıyor. İşte bu özel bağın izinde, edebiyatımıza sayısız eser kazandıran Mavisel Yener ile yazarlık serüveni, çocuk edebiyatı ve Balçova’ya dair izler üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
Diş hekimliğinden edebiyata uzanan yolculuğunuzda sizi yazarlığa yönlendiren temel motivasyon neydi?
Aslında edebiyat, diş hekimliğinden çok daha önce hayatımda yer alıyordu. Yazarlığa yönelten temel motivasyonum, çocukluk yıllarımdan beri içimde taşıdığım anlatma, anlama ve dönüştürme arzusuydu. Yazmak, benim için hem bir iç dünya keşfi hem de dış dünyaya tutulan bir ayna gibiydi. Diş hekimliği mesleğini seçmem, analitik düşünme becerilerimi ve insanla birebir temas kurma yönümü güçlendirdi. Dolayısıyla yazarlığa yönelmem bir karar değil, çocuklukta başlayan ve hayatım boyunca sürecek bir çağrıydı.
Çocuk edebiyatının bir yazar olarak sizi en çok cezbeden yönü nedir?
Çocuk edebiyatının beni en çok cezbeden yönü, hayal gücünün sınırsızlığı ve sözcüklerin çocukların dünyasında bir mucizeye dönüşme gücü. Çocuklar için yazarken yalnızca bir hikâye anlatmıyorsunuz; aynı zamanda bir düşünce tohumu ekiyor, bir duygunun ilk izini bırakıyor, bazen de dünyaya bakışlarını şekillendiriyorsunuz. Bu sorumluluk, aynı zamanda çok derin bir ilham kaynağı. Bir yazar olarak çocukların merakına, keşfetme isteğine ve saf duyarlılıklarına seslenebilmek benim için hem yaratıcı hem de insani açıdan çok besleyici.
Edebiyatının Nobel’i sayılan H.C. Andersen Ödülü’ne ve ALMA’ya Türkiye adayı gösterilmek sizin için ne ifade ediyor? 
H.C. Andersen Ödülü ve Astrid Lindgren Anma Ödülü (ALMA) gibi uluslararası saygınlık taşıyan ödüllere Türkiye adayı olarak gösterilmek, benim için büyük bir onur olduğu kadar derin bir sorumluluk da ifade ediyor. Bu tür adaylıklar, yalnızca kişisel bir başarıdan ibaret değil; aynı zamanda Türkiye’den çıkan çocuk edebiyatının dünya ölçeğinde de dikkate değer bir yerde durduğunu göstermesi açısından çok kıymetli.
Türkiye’de çocuk edebiyatının uluslararası görünürlüğü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de çocuk edebiyatı son yıllarda uluslararası alanda daha fazla görünür olmaya başladı ancak hâlâ hak ettiği yerde değil. Zengin kültürel birikimimize rağmen bu alanda yeterince temsil edilemiyoruz. Görünürlüğün artması için özellikle nitelikli çevirilere, uluslararası festivallere katılıma ve devlet destekli projelere daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Eserlerimizin evrensel değer taşıdığına inanıyorum; mesele, bunu dünyaya doğru yollarla anlatabilmek.
Yazdığınız karakterlerden biriyle bir gün geçirme şansınız olsa, hangisini seçerdiniz ve o günü nasıl geçirirdiniz?
Kesinlikle Mustafa Kemal Atatürk’ü seçerdim. Yazdığım çocuk romanlarında onun bir lider olmanın ötesinde nasıl bir insan, nasıl bir düşünür ve nasıl bir hayal kurucu olduğunu anlatmaya çalıştım. Onunla bir gün geçirme şansım olsaydı, tarihten, kitaplardan, çocuklardan ve gelecekten konuşmak isterdim. Onun gözlem gücünü, olaylara yaklaşımındaki bilgelik ve nezaketi yakından deneyimlemek, yalnızca bir yazar olarak değil, bir insan olarak da bana çok şey katardı.
Çocukların hayal gücünü en çok besleyen şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Peki, sizin hayal gücünüzü bugün hâlâ en çok ne besliyor?
Çocukların hayal gücünü en çok besleyen şeyin, özgürce oyun oynayabildikleri, soru sorabildikleri ve hayallerinin ciddiye alındığı bir ortam olduğunu düşünüyorum. Bir çocuğun kurduğu hayale gülünmediğinde, o hayal büyür, dallanır, çiçek açar. Doğayla temas, kitaplarla kurdukları bağ, dinledikleri masallar ve boş vakitler, evet, özellikle “can sıkıntısı”, çocukların yaratıcılığını tetikleyen en güçlü kaynaklar bence. Benim hayal gücümü bugün hâlâ en çok besleyen şey ise çocukların gözlerindeki merak.
Günümüzde teknolojiyle kitap okuma alışkanlıklarımıza e-kitap ya da sesli kitap gibi yeni uygulamalar eklendi. Sizin tercihiniz hangisi ve bu uygulamalar çocuklarımıza kitap sevdirmek için bir alternatif midir? Yoksa çocukların hayal gücü gelişimini engelleyen uygulamalar mıdır?
Benim kişisel tercihim her zaman basılı kitaptan yana olmuştur. Sayfaların kokusu, dokusu ve kitaba fiziksel olarak temas etmek, okuma deneyimini benim için daha özel ve derin kılıyor. Ancak günümüz çocuklarının dijital dünyayla bu kadar iç içe yaşadığını düşünürsek, e-kitaplar ve sesli kitaplar bence önemli ve değerli alternatifler sunuyor. Bu dijital formatlar, doğru içeriklerle ve bilinçli bir şekilde sunulduğunda çocukların kitapla tanışmasını kolaylaştırabilir, özellikle okuma güçlüğü yaşayan ya da farklı öğrenme biçimlerine sahip çocuklar için büyük bir fırsat. Ancak burada önemli olan dengeyi kurmak.
Çocuklara kitap alışkanlığı kazandırmak için çok fazla eser yazdınız ve bu konudaki hassasiyetinizi biliyoruz. Teknoloji çağında çocuklarımıza kitapları nasıl sevdirebiliriz?
Çocuklara kitap sevgisi vermenin en etkili yolu, onlara kitapları bir görev gibi değil, bir macera ya da oyun gibi sunmaktır. Okuyan yetişkinleri görmeleri, ilgilerine uygun kitaplarla buluşturulmaları ve dijital araçların doğru kullanımı bu süreçte çok önemli. Zorlamak yerine merak uyandırmak, kitapları sevdirmek için en güçlü anahtar bence.
Balçova hakkında bir düşünce ve anınız varsa bizimle paylaşır mısınız? Son olarak Balçova halkına, okuyucularınıza ve çocuklarımıza ne söylemek isterdiniz?
Balçova’nın hayatımda çok özel bir yeri var. Uzun yıllar hem yaşadım hem de muayenehanem oradaydı. Gündelik hayatımın, mesleki pratiğimin ve yazarlık serüvenimin birçok anı durağı Balçova sokaklarında gizli. Teleferik yolunu sık sık kullanır, yükseğe çıktıkça sadece manzaraya değil, zihnime de yukarıdan bakabilirdim. Balçova’nın doğayla iç içe, sakin ama bir o kadar da canlı yapısı, yazarken ihtiyaç duyduğum dinginliği bana sunardı. Balçova sadece yaşadığım bir semt değil; benim hem meslek hayatımın hem de edebi yolculuğumun sessiz ve güvenli tanığıdır. Orada geçen yıllar hem kalemime hem kalbime iz bıraktı. Balçova halkına ve sevgili çocuklara söylemek isterim ki: Hayallerinizden, umudunuzdan vazgeçmeyin, kitaplardan uzaklaşmayın. Bir kelimeyle değişir hayat, bir sayfayla başlar her yolculuk. Bu güzel semtte sadece mesleğimi değil, yazarlığımı da büyüttüm. Sizden aldığım ilham, yazdığım her satıra yansıdı. Sizlerle aynı şehri, aynı hikâyeleri paylaşmak benim için büyük bir mutluluktu. İyi ki varsınız, iyi ki yolumuz Balçova’da kesişti.

Bunları da beğenebilirsiniz

ÖZLEM AYTEKİN’İN MAVİSEL YENER İLE KİTAP BİTİ İÇİN YAPTIĞI RÖPORTAJ YAYIMLANDI (16 TEMMUZ 2014)
16.07.2014
UZAYLILAR BİZE GELDİ / NUR İÇÖZÜ / RADİKAL KİTAP EKİ / (2002)
11.09.2002