Basından,  Sıcak Sıcak

SATI KADIN’DAN HATI ÇIRPAN’A… / Y. BEKİR YURDAKUL (MART 2026)

Cumhuriyetin ilk ışıkları arasında özgün bir yer tutan Satı Kadın’ın öyküsünü Mavisel Yener’in kucaklayan dilinden ve 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hâlâ karanlığa tutsak kadınlar/ insanlar gerçeğinin ışığında okumak umut vermekle kalmıyor, onun korkusuz ve kararlı mücadelesiyle yeniden donanmamızı da sağlıyor.

Büyük değişimleri, dönüşümleri konu alan eğitsel metinler hatta kimi anlatılar okurunu çoğun dikensiz gül bahçesinde ya da bir bayramyerinde, hiçbir şeyin aksamadığı bir şölenin ortasında hayranlıkla olup biteni seyretmeye davet etmiş havasında akar gider. Bir şeyler olmuş, eskinin kimi uygulamaları hem de sanki gönülden bir katılışla geride bırakılmıştır. Karşı çıkan/ duran da olmamıştır! Okura da bir alkışı esirgememe tavrı kalmıştır.

Geniş kitlelere, özellikle de öğrenim süreçlerinde çocuklara/ gençlere yönelik olarak kaleme alınan bu hamasete boğulmuş akışı edebiyat yapıtları bozar, ilgili süreçte yaşananları gerçeğin aynasından özenle yansıtır.

Zamanlarını aşan, günümüzde de yaşayan kimi “kahramanları”1 sahneye, bütün çabaları, yanı sıra karşılaştıkları direnç ve zorluklarla çıkaran Mavisel Yener bu kez sözcüklerden oluşturduğu büyülü aynasını, genç cumhuriyetin kuruluş yıllarına, kadınların; seçme seçilme haklarına kavuşmasıyla yeni boyut kazanan mücadelesine tutuyor.2

Yener’in aynasında yer alan görüntüler arasında genç Cumhuriyetin çabalarının, sevincin, dayanışmanın, kararlılığın yanında çıkarlarının bozulacağını çok daha hızlı ve çabuk kavrayan kesimler de yer alıyor.

KAYBEDECEKLER DE BOŞ DURMUYOR!

Yola bir “mektup”la çıkıyor, kendimizi bir anda “Ankara yakınlarındaki eski çiftlik konağının taş duvarlı odasında, ağır bir sessizlik”te buluyoruz.

1930 yılında öncelikle yerel yönetimlerde seçme ve seçilme haklarına kavuşan kadınlar, yüzyıllar süren sessizliklerinden sıyrılmaya çağıran öncesindeki mücadeleleriyle de çoktan hak ettikleri o ışığı Anadolu’nun birçok noktasında yakalamış, hayatın akışında daha çok söz sahibi olmaya kararlı bir yürüyüşe adım adım katılmaya başlamıştır.

Günümüzün aksine nüfusun büyük çoğunluğunun kırsalda (köylerde) yaşadığı 30’lu yıllarda büyük bir karalılıkla mücadele edip muhtar seçilerek köyünün yönetimini ele alan Satı Çırpan da o kadınlardan birdir.

Sevgili Yener’in çağrısıyla çok geçmeden Kazan’da, Satı Kadın’ın köyünde alıyoruz soluğu.

Hikâyeyi bize Satı Kadın’ın yeğeni, teyzesinin her adımını dikkatle izleyen, daha o yaşında öğretmen olmaya karar veren on iki yaşındaki Elif anlatıyor.

Köyün kahvesine bir kuşluk vakti bir ulak ulaşıyor. Sözlerine bakılırsa Ankara’dan, “Köylü kadın milletin temelidir.” diyen Mustafa Kemal Paşa’dan bir mektup getirmiştir muhtara. Son (Satı Kadın’ın kazandığı) seçimin kaybedeni Behçet, titizlikle alıyor mektubu ve Satı Kadın’a ulaşmasını da sağlıyor.

Kadınların seçme ve seçilme haklarına yıllardır egemen ve “gelişmiş” birçok ülkenin kadınlarından önce kavuşmasını sağlayan Paşa’nın böyle bir mektup yazmayacağını derhal fark eden, hiç kimseden korkmayan, yılgınlık nedir bilmeyen Satı Kadın için bu oyunu bozmak hiç de zor değildir.

Mektubu özenle koynuna saklıyor.

Haber almıştır ki Paşa, İstanbul’a giderken Kazan yakınlarından geçecektir. Belki köye de uğrar ya da hiç değilse yol üstündeki Halkavun’da görüşme fırsatı çıkabilir.

BİTMEYEN HİLELER, AYAK OYUNLARI

Köy ağalarının, cumhuriyet yönetiminin çok daha onurlu bir yer tarif ettiği kadınların işe/ yönetime el koymasıyla çıkarları bozulan çevrelerin sahte mektubu ve benzer ayak oyunları elbette ve ne yazık ki Satı Kadın’a yönelik olanla sınırlı değildir. “Gerçek üretici olan köylünün…” ayağa kalkması, kendi sorunlarına çözümü yine kendi gücünde bulmasının önüne yıllar içinde bu türden kirli oyunlar hep çıkacak/ çıkarılacaktır. Hele de kadınlar yönetime doğru ağır ancak kararlı adımlarla yürümeye durmuşken… Onları durdurmanın yolu yalnızca yalanlar, hileler değil, bir yandan da yıkılıp gitmiş Osmanlı’nın kanunlarıdır da.

Örneğin 1923’te kurulan Kadınlar Halk Fırkası’na 1909 tarihli seçim kanunu gerekçe gösterilerek izin verilmeyecektir. Kanunlar da kararlar da yönetim işleri de erkeklerin dahası ağa erkeklerin yapabileceği işlerdendir!

Mavisel Yener; Kazan’da 1930’lar Türkiye’sinde muhtarlık seçimini büyük oy farkıyla kazanan, köyün işlerini hakça ve kararlılıkla yürüten, hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmayan Satı Kadın’ın hikâyesini hepimiz için kaleme alırken düşlerin, umutların, dileklerin kararlı bir yürüyüş ve dayanışmayla nasıl gerçeğe dönüştüğünün de altını ince bir suyla çiziyor.

Köyde zaten işler yolundadır ama şimdi daha bir özen gerekir. Şimdi olağanüstü bir hazırlık, büyük temizlik var. Belki Atatürk, kısa bir süreliğine… Olmayınca Satı Kadın ve Kazanlılar soluğu Halkavun’da alıyor.

Vakit dar, yol uzun ama o sahte mektup da ortaya çıkmak için can atıyor.

MAŞRAPADA SAMAN ÇÖPLERİ

Çok sürmüyor Atatürk’ün aracından inmesi. Özenle hazırlanmış soğuk ayranı uzatıyor Satı Kadın. İyi de maşrapanın içinde saman çöpleri mi var? Satı Kadın hazırlıklı.

Atatürk kısa süreliğine de olsa yolculuğa ara vermiş olmaktan memnun. Adını soruyor, “Satı” diyor Kazan tarihinin ilk kadın muhtarı. Soyadı kanunu çıkmıştır ya almamış mı Satı Kadın hâlâ?

“Aldım Paşam; Çırpan, Satı Çırpan.”

Atatürk, “Sana Hatı ismi de yakışırmış.” diyerek bu sözcüğün anlamını kısaca vurguluyor. TBMM’nin, Türkiye’nin ilk on sekiz kadın milletvekiline ilişkin kayıtlarında adının Hatı Çırpan olarak geçmesi de işte bu konuşmaya dayanıyor.

Çocuklarını, eşini soruyor Atatürk. Bir de doğum tarihini.

Duraksamadan, “1919!” diyor Satı Çırpan.

İyi de on beş yaşında mıdır?

Yanıt sanki bu korkusuz kadının avucunda çoktan hazırdır da ortaya çıkma zamanını beklemektedir.

“Siz Samsun’a çıkmadan önce biz yaşamıyorduk ki Paşam!”

Okuryazar değilken onca başarıya imza atan, yirmi günde harflerle, sözcüklerle kardeş olmayı başaran öğrenmekle kalmayacak bu heyecanını yakın uzak çevresine de taşıyacaktır.

Satı Çırpan’ın muhtarlıktan meclise uzanan yolculuğu kısa sürede Ankara’nın kırsalında öncelikle kadınlara, çocuklara ulaşıp onu “Okutan Ana”ya dönüştürecektir.

………………………

1 Piri Reis ve Göbeklitepe’deki Sır, Cezeri ve Mezopotamya’daki Sır, Mimar Sinan’dan Tesla’ya, Hezarfen’in Kayıp Defteri, Kahraman Türk Kadınları (dizi)…

2 Cumhuriyetin İlk Işıkları-Satı Kadın/ Mavisel Yener/ Tudem Yayınları/ 128s./ Şubat 2025/ 10+

 

YUNUS BEKİR YURDAKUL

Desen: Helinsu Cengiz

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.