Basından,  Sıcak Sıcak

MAKSAT SİNEMA OLSUN SİTESİNDE KAHRAMAN TÜRK KADINLARI İNCELEMESİ (1 ARALIK 2020)

Söz konusu vatan olunca hamasi laflar söylemekten geri kalmayan bol olur olmasına da bu vatanı kurtarmak için canını veren kahramanların kim oldukları ve ne yaptıkları pek umursanmaz. Özellikle de er kişinin işi olarak anılan savaşta, kadınların birer “kahraman” olması bir mucizenin gerçekleşmesi gibi nadir hatta imkânsız bir şey gibi görülür. Ama tarihimize baktığımızda bunun böyle olmadığı aşikârdır. Anadolu kadınının hem cephede bilfiil savaştığı hem de cephe gerisinde canını dişine takarak cephane taşıdığı, yaralıları iyileştirmek için çırpındığı, asker için erzak topladığı ve daha sayamayacağımız kadar çok işi layıkıyla yaptığı düşünüldüğünde, kadınların bu vatanın kurtuluşundaki önemli rolü daha iyi anlaşılabilir. Bu kadın kahramanlar arasından haklı olarak sivrilen bazıları vardır ki onlar sembol bir isim olmaktan çok daha fazlasıdır! Bilgi Yayınevi’nden çıkan, Mavisel Yener’in yazdığı ve Murat Sayın’ın çizdiği “Kahraman Türk Kadınları”, Milli Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasında büyük pay sahibi olan kahraman kadınlarımızı; Nene Hatun, Hemşire Safiye, Onbaşı Nezahat, Gördesli Makbule, Asker Saime, Tayyar Rahime, Kılavuz Hatice ve Kara Fatma’yı mercek altına alıyor…

 

8 Kahraman Kadının Hikayesi

Edebiyatımızda “yazı makinesi” olarak tanınan Ahmet Mithat Efendi’yi aratmayacak kadar üretken olmasının yanında, başarısını perçinleyen birçok ödülün de sahibi olan Mavisel Yener, şiir, öykü, masal, tiyatro oyunu, roman gibi pek çok türde eser vermiş bir isim. Ama biz onu daha çok yazdığı çocuk kitaplarından tanıyoruz. Hatta kendisi 2018 yılında çocuk edebiyatının Nobel’i sayılan Uluslararası Hans Christian Andersen Edebiyat Ödülü için Türkiye adayı olarak bile gösterildi. Daha önce çocuklar için üç kitaplık Atatürk çizgi roman serisini de yazmış olan yazar, “Kahraman Türk Kadınları” isimli eserini çocukların “Milli Mücadele Bilinci”, “Vatan Sevgisi”, “İnanç”, “Dayanışma”, “Cesaret” gibi kazanımlarını gözeterek kaleme almış olsa da bu çizgi romanın sadece çocuklara uygun olduğunu söylemek pek doğru olmayacaktır. Savaş gibi bir konuyu işlerken çocukların geçmemesi gereken sınırı iyi belirleyen Yener, yetişkin okurları cezbedecek bir üslup yakalamayı da beceriyor. 8 farklı Türk kadının kısa hikayelerinden oluşan çizgi roman, her kahramanın Milli Mücadele dönemindeki en çarpıcı anlarına tanık olmamızı sağlıyor. Vatan sevgileri ortak olsa da hepsinin farklı özellikleriyle mücadele ettiğini görüyoruz: bazen tek kurşun dahi atmadan yüzlerce düşman askerini etkisiz hale getirecek kadar “zeki”, bazen kundaktaki bebeğini geride bırakıp savaşmak için cepheye koşacak kadar “cesur” ve bazen de yoluna çıkan tüm engellere rağmen vazgeçmeyecek kadar “kararlı”… Her birinin hikayesi, kahramanlıklarla dolu tarihimizi daha detaylı araştırmamıza sebep olacak kadar bizi etkiliyor. Ama burada yazarın mahareti de ortaya çıkıyor. Zira Yener, az sayfada hem kahramanı tanıtmak hem kahramanın motivasyonunu inandırıcı kılmak hem de onun bir “kahraman” olduğuna bizi inandırmak gibi zor meselelerin üstesinden gelmeyi başarıyor. Bu da zaten etkileyici olan hikayeleri daha da etkileyici kılıyor.

 

Kahramanları Ete Kemiğe Büründürüyor

Tıpkı filmlerde olduğu gibi çizgi romanlarda da iyi bir senaryo iyi bir işin ortaya çıkması için yeterli değildir. Evet, evreni inşa eden, tutarlı bir hikaye yapısı oluşturan, karakterleri “sahici” kılmaya özen gösteren, derdini en iyi şekilde satır aralarına yediren hep aynı kişidir: Yazar! Ama bu dünyayı deyim yerindeyse ete kemiğe büründürecek olan da çizerdir ve çizgi romanda yazar ve çizerin birbirleriyle uyumu kadar birbirlerini tamamlayabilmeleri de çok önemlidir. Bu anlamda Mavisel Yener’in en büyük şansının çizer Murat Sayın olduğunu söyleyebiliriz. Zira Yener’in ne yapmak istediğini bilen güçlü senaryosu, başka bir çizerin elinde bu şekilde parlamayabilirdi. Öte yandan Sayın’ın da şanslı olduğu ortada. Beylik laflarla bezeli, kof hamasetin kölesi olmuş bir metin yok elinde. Dönem hakkında iyi araştırma yaptığını ve kahramanları iyi tanıdığını her sayfada ispatlayan bir yazarın, dengeli, bilgilendirici ve bir belgesel kadar çarpıcı senaryosu, Sayın’ın asgari panel ile azami şey anlatmak konusundaki marifetlerini ortaya çıkarmasına olanak sağlamış. Birçok paneli tek bir panelde harmanlaması ya da panellerden taşan karakterler ile objeler çizerin farklı üslubunu gözler önüne seriyor. Bu farklılıklar görsel anlamda daha etkili sonuçlar ortaya koyarken, çizgi romandaki hareket algısına da katkı sağlıyor. Genel olarak baktığımızda Sayın’ın sade olduğu gibi gösterişli olmayı da beceren çizgileri ve bazen bir tabloyu andıran panellerindeki göz alıcı renklendirmesine kusur bulmak neredeyse imkansız. Ama bazı açıklama ve konuşma balonları ile ses efektlerinin, bu etkileyici görselliği zedeleyecek kadar özensiz durduğunu da söylememiz gerek. Eh! Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur.

 

Milli Mücadele’nin 100. Yılı

Çizgi roman, 8 farklı hikayeden oluşsa da sanki her hikayenin bittiği kısımda, bir sonraki hikayenin kahramanı bayrağı devralıp hız kesmeden devam ediyor. Bu durum parçalı bir yapıda olan çizgi romanı, yekpare bir yapıya sahipmiş gibi okumamıza olanak sağlıyor. Yurdun farklı noktalarında, aynı amaç için farklı eylemlerde bulunan kahramanları anlatmadan önce, her hikayenin başında o hikayenin kahramanının kısa bir biyografisine de yer veriliyor. Bu kısa bilgiler hem meseleyi genel hatlarıyla idrak etmemizi hem de kahramanımızı hikayede zaman ve mekan bakımından daha kolay konumlandırmamızı sağlıyor. Karakterlere çoğu zaman kendini anlattırarak başlayan çizgi roman, bu otobiyografik dokunuş sayesinde samimi bir dil tutturuyor. Bununla birlikte, akıp giden sayfalar boyunca “Kahraman Türk Kadınları”nın adeta bir dökü-drama seyrediyormuşuz hissini verdiğini de özellikle belirtmeliyiz.

Ülkemizde üretilen çizgi romanlara baktığımızda Milli Mücadele dönemini anlatanların sayısı belki iki elin parmaklarını bile bulmaz. Milli Mücadele’nin 100. yılında okurlarla buluşan “Kahraman Türk Kadınları” bu boşluğu doldurmak için kararlı bir adım attığı gibi, vatanın kurtuluşu için canlarını hiçe sayan unutulmuş kahraman kadınlarımızı bize tekrar hatırlatmasıyla da kıymetli bir çabanın ürünü olduğunu gösteriyor.

Son olarak, bana bu kitabı hediye eden Bilgi Yayınevi’ne çok teşekkür ediyorum.

 

UĞUR TATAR / MAKSAT SİNEMA OLSUN

ANA BAĞLANTI İÇİN TIKLAYINIZ

Paylaş:

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.